Orhan Bursalı Yazdı : Çin, 20 Yılda Kritik Teknoloji Araştırmalarının Yüzde 90’Inda Öncü

Orhan Bursalı Yazdı : Çin, 20 Yılda Kritik Teknoloji Araştırmalarının Yüzde 90’Inda Öncü
Yayınlama: 24.12.2025
1
A+
A-

Orhan Bursalı Yazdı : Çin, 20 Yılda Kritik Teknoloji Araştırmalarının Yüzde 90’Inda Öncü

Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Yukarıdaki başlık bana ait değil, dünyanın en önemli iki bilim dergisinden biri olan NATURE’a ait. Tam yazı başlığı şöyle: Çin, bu yüzyılda kritik teknolojilerin yüzde 90’ında araştırmalara öncülük ediyor – bu yüzyılda yaşanan çarpıcı bir değişim.

Dünkü yazımda 3 nanometrelik çip üretimini yapan makineleri ürettiğini anlatan haber yazımın arkasından, bilgisayarımda yayımlanmayı bekleyen ABD’yi gerçekten bilim ve teknoloji alanında silkeleyen araştırmaya hemen yer vermek gerekir ki konunun tek bir başarı olayı olmadığı anlaşılsın. Söz konusu çip başarısı, bütünsel büyük bir başarının bir parçası. Yoksa bu çipi tek başına üretmesi zaten mümkün olamazdı. Burada aşağıda linkini de vereceğim raporu özetliyorum. Yer yer alıntılarla…

Araştırmayı yapan bağımsız bir düşünce kuruluşu: Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI). Dünyada geliştirilen veya bilimsel araştırmalara konu olan teknolojileri takip raporuna göre, “Çin, bir ülkenin ulusal çıkarlarını önemli ölçüde artıran veya risk altına sokan kritik teknolojilerin neredeyse yüzde 90’ında araştırmalara öncülük ediyor.”

Raporun özetine flaş saptama ile devam edelim: Çin nükleer enerji, küçük uydular ve sentetik biyoloji de dahil olmak üzere 74 teknolojiden 66’sının başında yer alıyor.

ABD ise kuantum hesaplama ve jeomühendislik dahil, diğer 8 teknolojiye liderlik ediyor.

Sonuçlar, Çin’in son yirmi yılda senaryoyu tersine çevirdiğini gösteriyor: Bu yüzyılın başında ABD, değerlendirilen teknolojilerin yüzde 90’ından fazlasına, Çin ise yüzde 5’inden azı üzerine araştırmalara öncülük ediyordu.

20 yılda kardeşim bu başarı… Gel de şapka çıkarma Çin Komünist Partisi ve devletine! Çin’in bu yükselişi, 1850’lerde neredeyse tüm Çin’i afyonla uyuşturarak alabildiğine sömürü mekanizması kuran ve iki büyük savaşa yol açan İngiliz emperyalistlerine ve Batı’ya karşı büyük bir intikamı mı desem, yoksa büyük bir uygarlığın yeniden doğuşu ve yükselişi mi, bilemiyorum. Her ikisi de.

ASPI bu yıl 74 güncel ve gelişmekte olan teknoloji üzerine yapılan yüksek kaliteli araştırmaları değerlendirdi; geçen yıl ise 64 teknoloji analiz edilmişti.

ASPI ekibi, analizini dünyanın dört bir yanından 9 milyondan fazla yayını içeren bir veri tabanına dayandırdı. 2020 ile 2024 yılları arasında beş yıllık bir dönemde bir ülkedeki araştırmacılar tarafından üretilen, en çok alıntı yapılan makalelerin ilk yüzde 10’unu belirleyerek her teknoloji alanında ülkeleri sıraladı ve o ülkenin küresel payını hesapladı.

Nature, raporu değerlendirmek için bağımsız bilim insanlarının görüşlerine de yer verdi. Washington DC merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde Çin’in sanayi politikasını araştıran Ilaria Mazzocco: “Çin, bilim ve teknoloji alanında inanılmaz ilerleme kaydetti ve bu ilerleme hem araştırma ve geliştirme çalışmalarına hem de yayınlara yansıyor. Belirlenen genel eğilim sürpriz değil ancak Çin’in ABD’ye kıyasla birçok alanda bu kadar baskın ve gelişmiş olması dikkat çekici.”

Virginia merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş Özel Rekabet Çalışmaları Projesi’nde ulusal güvenlik ve teknoloji stratejisti David Lin: “Dikkat çekici bir bulgu, Çin’in bulut ve uç bilişim alanlarında ABD’yi geride bırakmasıdır. Bulut bilişim, yapay zekâ şirketlerinin fiziksel altyapıya ihtiyaç duymadan modelleri eğitmelerini ve verileri işlemelerini sağlarken uç bilişim verileri yerel olarak işler.”

Çin’in Suzhou kentindeki Şi’an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi’nde teknoloji inovasyonuna odaklanan siyasi ekonomist Steven Hai: Bu analiz “Amerikan gücünün çöküşü” olarak yorumlanmamalı. ABD bu teknolojilerde küresel ölçekte hâlâ önemli bir oyuncu.

ASPI’de veri bilimcisi Jenny Wong-Leung: Bulgular, demokratik ulusların, “zor kazanılmış, uzun vadeli ileri bilim ve araştırma avantajlarını” kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Hai: ASPI’nin takip aracı bir ülkenin akademik ivmesini ölçmek için iyi olsa da genel yenilikçi kapasitesini yansıtamıyor.

David Lin: Yüksek etkili yayınların sayısı çok fazla olsa bile bu durum mühendislik yeterliliğine, üretim kapasitesine veya ticari başarıya mutlaka dönüşmüyor. Mesela gelişmiş uçak motorları: Çin bu teknolojide birinci sırada yer alsa ve geniş bir sanayi tabanına ve devlete ait havacılık firmalarına sahip olsa da Çin motorları ABD veya Avrupa modellerinin performansına, güvenilirliğine veya dayanıklılığına ulaşamadı.

Dünkü yazım X’de rekor paylaşıma ve yorumlara yol açtı. Hepsi, biz yatak odalarını dikizliyoruz, ana tartışma konularımız sıfır gündemde.

ASPİ raporu: www.aspistrategist.org.au/aspis-critical-technology-tracker-2025-updates-and10-new-technologies/ Nature yazısı: doi: https://doi. org/10.1038/d41586-025-04048-7

Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”na siyasal partiler raporlarını verdiler.

Günlerdir sosyal medyada ve geleneksel medyada birtakım tanınmış kişilerin yazışmaları ve görüntüleri paylaşılıyor, hatta “gazeteci” denen bazı kişiler, bunları köşelerine taşıyor.

Psikolog ve akademisyen Aslı Aydemir’e yapılan eziyeti geçen hafta yazdım.

2025, 2026’ya hayli karışık, yeniden biçimlenmelere açık, seçenekleri bol bir siyasal gündem devrediyor.

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Öncelikle hiçbir hava sahası aşılmaz değil, bunu Yemen ve İran füzelerine hedef olan Tel Aviv’de gördük

İlke, bir alanda olayı tanımlayan temel kural, önerme, prensiptir.

Beşiktaş belki de ilk kez topa bu kadar hâkim olup oyuna yön verdiği bir maç çıkardı.

İDSO’nun her yıl Erdal İnönü’nün anısına bir konser adaması ne kadar anlamlıdır.

“Terörsüz Türkiye” masalında, takke düşmüş, kel görünmüştür.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Yukarıdaki başlık bana ait değil, dünyanın en önemli iki bilim dergisinden biri olan NATURE’a ait.

Bu proje İkinci Dünya Savaşı’nı bitiren atom bombası üretme projesi değil.

Onlarca anket önümüze geliyor ve buna göre yorumlar yapıyoruz.

Kaybettiğimiz Doğan Kuban Hoca’nın seçme yazılarına her hafta Herkese Bilim Teknoloji dergisinde yer veriyoruz.

Hayır, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın F-35 konusunda verdiği yanıta dayanarak Ankara bu uçakların rüyasını bile göremez demiyorum.

Bütün mesele bu. Derinden bir savaş veriliyor, bir varlık ve yokluk savaşı bu, olmak mı olmamak mı…

Şam hükümetini ve Suriye’yi kimler zayıf bırakarak dış güçlerin sürekli müdahalesine açık bir ülke konumunda tutmak istiyor sorusu çok önemli ama bugün Trump’ın Erdoğan’a olan büyük sevgisinin arka planında ne var sorusuyla başlayacağım.

Bir ülke, bir iktidar, bir hukuk, bir yargı düşünün ki topluca hareketle bir kimsenin 31 yıl önce aldığı üniversite bitirme diplomasını geçersiz saysın ve iptal etsin.

Trump yönetiminin hazırladığı Milli Güvenlik Stratejisi (Belgesi) büyük tartışma yarattı, özellikle Avrupa’ya ilişkin bölümleri. Trump karşıtı Amerikan medyası ve entelektüel yazarlar, Trump Avrupa’yı adeta düşman olarak görüyor yorumunu yaptılar.

CHP, “Öcalan’a serbestlik, anayasa değişikliğine DEM desteği, PKK’ye ülkede siyaset yapma özgürlüğü” komisyonuna katılırken demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülmez diyerek 29 maddede bir paket sunmuştu, hatırlatmak istedim özetle de olsa…

Dünkü yazımın sonu “Peki niye şimdi ümmet” sorusuyla bitiyordu. Yer darlığından yanıtı yoktu.

Bugüne kadar seküler parti havası basan Kürt milliyetçi siyasal hareketini bir süredir “ümmet” heyecanı bastı.

CHP programını yeniledi, parti meclisini 80 kişiye çıkararak kapsayıcılığını ve halk nezdinde temsiliyetini artırdı, büyük bir inançla Özgür Özel iktidara geleceklerini söyledi.

Evet Fatih Altaylı’ya verilen 4.2 yıllık mahkûmiyet kararı, sözlerinde açık bir tehdit asla olmayan ve doğrudan cumhurbaşkanını hedef almayan, ana fikri Türk halkının seçimlerde oy kullanmayı artık çok sevdiği ve bundan asla vazgeçmeyeceği idi.

CHP’nin “çözüm” komisyonuna katılırken verdiği sözü tutması iktidar kanadını ve bu kanada eklemlenenleri rahatsız etti.

Dünkü yazımın sonunda şu cümleler vardı: Süreç zaten yeni ittifaklar yaratacak ortama itildi.

Evet, apar topar ve medyaya kapalı bir toplantı ile milletvekillerinden oluşan ve 5 kişi olacağı söylenen bir heyet, İmralı Adası’na gidecek.

İddianamede Eylem 13 başlığı altında çok ciddi bir iddia var:

AKP çok şükür kendinden önceki sağcı iktidarların izinden giderek ülkeyi, geçmişe kıyasla en büyük ekonomik çöküşe ve yoksullaşmaya itti.

AKP’den önce 10 Kasım’larda sirenler çaldığında köprüde, caddelerde sokaklarda durmayan araçların ve yayaların sayısı hatırı sayılır ölçüde fazlaydı.

ABD’de Gallup’un ağustos ayında gerçekleştirdiği anket ilginç sonuçlarıyla tartışma yarattı…

Ekrem İmamoğlu’na casusluk suçlamasının hemen ardından oğlu ve babasının sorguya çekilmesine sıra geldi.

DEM heyeti ile cumhurbaşkanı arasında son yapılan ve sonucu merakla beklenen görüşme üzerine bir açıklama beklerken cumhurbaşkanı hukuk başdanışmanlarından Mehmet Uçum merakımızı giderdi.

Cumhurbaşkanı, İstanbul’un en değerli havaalanı Atatürk Havaalanı’nın yıkılarak yerine yapılan “millet bahçesi”ni ziyaret etmiş ve “İstanbul’umuzu iş bilmez, kadir kıymet bilmez, tarih ve medeniyet şuurundan yoksun kifayetsizlerin insafına terk etmiyoruz. İstanbul bizim göz bebeğimizdir. Bu aziz şehrin bir fetret devri daha yaşamasına gönlümüz asla razı değil” demiş.

Bayrampaşa Belediyesi’ni “ele geçirme eylemi” tam bir milli iradeyi hava cıva gören bir iktidar anlayışının tipik örneğidir.

Bu döneme özgü karamsarlıkları erteleyerek bir de şu açıdan bakalım: Atatürk’ün Cumhuriyet hedeflerine önemli ölçüde varılmıştır; bu hedeflerin artık geri döndürülemez olduklarına, tüm Türkiye’nin dün Cumhuriyeti ve Atatürk’ü olağanüstü sahiplenmesiyle sürekli tanıklık ediyoruz.

Yahu bekleyin kardeşim, insanları en çok etkileyebilecek bir konuyu…

“Muhafazakâr demokrat”ların en son numarası, bertaraf etmek istedikleri muhalif rakiplerini casuslukla suçlamak oldu.

Evet, DEM (ve tabii ki Kandil) “terörsüz Türkiye” komisyonunu, daha doğrusu AKP iktidarını ve MHP’yi, Öcalan’ın serbest bırakılması noktasına indirgedi ve sıkıştırdı.

Tarafların pozisyonuna bakalım, evet yeniden, fotoğraf net olarak görülmezse politika üretilemez ve kararlar alınamaz.

Önce: Merkez Bankası başkan yardımcısının dolandırıcılık suçlamasıyla hakkında soruşturma açılmasına şaşırdık mı, hayır demeyeceğim ama evet de diyemiyorum.

Fatih Altaylı’ya 5 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası isteniyor.

İki yazıdır AKP’nin 2 yıllık iktidarı süresi içinde mutlak iktidara, tek adam rejimine giden yolların nasıl açıldığını yazıp duruyorum.

Dünkü yazım, tek adam rejiminin başlangıç noktası üzerineydi:

Demokrasiye zerre inanmayanlar, iktidara gelince adım adım mutlak iktidarlarını kurmak için kolları sıvarlar.

Bayrampaşa Belediyesi’ne, başkan ve arkadaşlarına çekilen operasyonun yanı sıra, CHP meclis üyelerinden bir kaçını hayatlarından adeta bezdirerek partilerinden istifa ettirilmeleri …

Aziz Sancar, en üst düzey ve özgürce araştırmaların yapıldığı ülkelerden birinde, ABD’de, günde 16-18 saat çalışarak ve merakının peşinde koşarak, odaklandığı konuyu çözmek için yöntemler geliştirerek DNA’nın, ikili zincirdeki bozulmaları nasıl onardığını gösterdi.

Haberi Oku

Kaynak: Google News

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.